Öylesine Karaladıklarım
Hayal ettiğimiz hayat bu muydu gerçekten? Küçümsemek için demiyorum veya şükürsüzlük etmek istemiyorum lakin bir türlü kendimi ait hissedemediğim günler gelip geçerken bir dış göz olarak kendime ve çevremdekilere baktığımda koskocaman bir hiçlik görüyorum. Hiçlik… Boşluk hali… Ne yaparsak yapalım tamamlanamama… Hiçbirimiz böyle hayal etmemiştik. Ağzımız açık dinlediğimiz o masallardan, izlediğimiz o görkemli filmlerden, hayalini kurduğumuz o duygulandıran yaşamdan uzakta değil miyiz? Çok büyük emeklerle, hayallerle yola çıkılan bu serüvende; her birimiz bir dala tutunmuş, rüzgarla oradan oraya savrulurken hâlâ güneşli günlerin umuduyla bekliyor ve bekliyoruz. Günler birbirinin kopyası gibi birbirini tekrar ediyor. Dünyaya gelmek amacımız sanki para kazanmak, yatırım yapmak ve nerede olursan ol kendini garantiye almaktan ibaretmişcesine, bunları yapmak uğruna tüm psikolojimizi yok sayarak sadece o fani hedeflerin peşinden koşuyoruz. Aslında herbirimiz toplumdan öğrendiğimiz, toplumun dayattığı hayatı yaşıyoruz. Ezilerek, büzülerek, memnun olmaya olmaya, kafasına vurula vurula aynı köşelere sahip olan bir çarkına dönüşüyoruz bu dayatılan sistemin.Mesut olmadığımız hayatlarda ömür tüketiyoruz, başladığımız işi bitirmek istiyoruz, bitirmezsek toplum ne der, gücümüzü kaybedersek nasıl var oluruz.Onlarca insanın hayat hikayesini dinledim ve şunu fark ediyorum insan umudu ve hedefleri olunca elbette anda tutunabilecek bir dal buluyor ve küçük şeylerden mutlu olabiliyor. Ama bilinçli insanların içlerindeki o boşluk hali kendiyle baş başa kaldığı… Devamını oku